casper's profilecasper adlı kullanıcının...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
casper adlı kullanıcının alanı |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
There are no categories in use.
|
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
April 28 HİCMİ SIZLAMAZ YÜREGİN EY ZALİMYanan bir yürek bıraktığında ardında hiç mi sızlamaz yüreğin ey zalim! Hiç mi ağlamaz, hiç mi üzülmezsin? Hiç mi düşünmez, hiç mi merhamet etmezsin?
Kaptırmış kendini işte… Kaptırmaması gerektiğini bile bile… Önce zincirleri vur onun kalbine… Sonra o haldeyken bırak git.. Gönlünü dağla... Mahkum et prangalara… Reva mı? Vicdanın sızlamaz mı? Gözyaşların akmaz mı?
Nedir bu hınç, nedir bu yaşattığın acı? Nedir?
Rahmet kuşunu beklerken, azap kuşunu gönderdin! Tüm yakıcılığı ile kavradı ruhunu, yaktı yüreğini!
Azalmadı acısı! Reva mı ey güzel! Reva mı? GÖZ VARDIR SÖZLERİ ANLATIR SÖZ VARDIR YÜREKLERİ YAŞATIR“ Göz vardır sözleri anlatır, söz vardır yürekleri yaşatır. “ Tek bir dünya vardır orda da kaderimizi oynarız.Ne bekleyişler son buluyor, ne aşklar tozlu raflarda yerini almayı engelleyebiliyor.Herkes sonunu bilmediği bir yola çıkar, beklediğini değil gerçeğini yaşar.Duygular yumağı gönlümüz, bazen asılı bir ipin ucunda sallanan, bazende dört tarafı huzur olan bir odanın camından, gözleri ile ışık saçar. Olmadı,yetmedik birbirimize...Ağır geldi belkide .Alışkın olmadığımız bir aşktı ve imkansızdı.... Günleri ,aylari verdik uğruna.Uyunması gereken saatleri bile feda ettik yoluna.Yine olmadı...Başamadık işte.Bir yudum suya muhtaç kaldık, ılık bir nefesin soğuğunda üşüdük adeta.Acıyan yanımıza bir merhem, sızlayan yanımıza acı bir kahve ısmarlayamadık bile.Yazık oldu aşkımıza. Oysaki ne düşlerin üstüne kurmuştuk hayalleri, ne sözlerle bağlanmıştık birbirimizi...Cesareti bile yürek isteyen bir gerçekle adım atmıştık geleceğe. Nasıl başlamıştı seninle be aşkım.Evet mart ayıydı havaların kararsız ,acıların duyarsız, bekleyişlerin sebepsiz olduğu bir zamandı.Ummadık bir anda gelişmişti herşey.Koca bir ömrün kalıntılarında ezilmeye mahküm yüreğin zafer çığlıkları duyulmaya başlamıştı.Kıpırdıyordu....Elleri ayakları hissetmeye başlamıştı kendini.Kalbi çarpmaya, yüreği heyecana dayanabilecekmiydi acaba.Çünkü o herşeyi unutmuş, yaralarını sararak kendi kabuğuna çekilen bir candı.Yaşadıkları, hayattaki en büyük derslerden birini vermişti. Güven yok , aşk yok, inanmak yoktu.Yapayalnız kaldını dünyası kaprakanlıktı. Ne zaman bir hayal gerçek olmuştu zaten. Hangi beden acısını tattığı duygunun mükafatını almıştı ki.Oyunları oynayan belli ,yazan belli, son belli.Koyu gri bulutları kandırmak kolay değildi. Hırçın dalgaları ikna etmek , çılgın ve ürkek kalbe gerçeği söylemek öyle bilindiği gibi değildi.Bir umutla başlayan sevdanın sonu, böyle kolay yazılmamalıydı. Ufaktan ufağa sızlamaya başlayan yürek kendine gelirken, hangi beden cesaret edip anlatacaktı ona bittiğini.Bir aşkın daha mazi olduğunu, Yanan kalbi habersiz, içi cız eden sanki o değilmiş gibi, mutlu rolünü oynayan yürek ,daha ne kadar devam edecekti pembe gözlüklerle düşlerde kalmaya.Kendi bile inanmazken kime inanacaktı. Ey yürek uyan artık rüyandan. Gerçeğe dön...gerçeği yaşa. Sende gömüldün, sende tozlu raflarda yerini aldın. Yıkılan hayaller üstüne yorgan olsun üşüme. Bulutlar gözlerin olsun ağlarlar senin yerine. Dök içini sonsuz mavinin bir ucuna,diğer tarafına varana kadar unutursun merak etme.Ama üzülme olur mu? Bir tek sen değilsin inanıp ortada kalan, bir sen değilsin sevip yarı yolda bırakılan. Merak etme her yürek hal ettiğini yaşar kendi dünyasında.Sen kendi düşlerine dön, o hiç bitmeyen hayallerinde yaşamaya başla.Yaz şiirlerini , çiz hayali sevgilinin simasını. Belki bir gün gelir umudu hiç bitmesin. Bir düş daha kur kendine Adı yeni umut olsun, çiçekler açsın içinde Sonrada bir ışık yak geleceğe Geçmişin karası silinsin diye Dertleri yükle , acıları getir bir yere Sonra da bir kibrit çak üstüne Kül olsun, rüzgarı savursun onu bilinmeze. Yeni bir sayfa belki biraz zor Ama asla imkansız değil ASKIN GÖZ YAŞLARIOturduğu yerden usulca kalktı ve yüzünü gökyüzüne döndü. Rüzgar sanki bedenini alıp götürecekmiş gibi esiyordu. Bedeni ise ona inat ayakta durmaya çalışıyormuş gibi hafif sallanarak dimdik ayaktaydı. Gözyaşları gözlerinden hırçınca çıkıyor, yanaklarından hızla süzülüp, yüreğine yavaşça akıyordu. Delip geçiyordu yağmur her yerini. Düşündüğü hatıralar yağmurla bir bir akıp gidiyordu içinden. Bir ara hatıraların birinde düşecekmiş gibi oldu. Eğer güçlü olmasaydı biliyordu ki o anda yere yığılıp kalacak ve bir daha kalkamayacaktı. Ölmek onun için aslında bir şey ifade etmiyordu. Ölse de olurdu, yaşasa da. Ölümü düşünmek için önünde yıllar varken o yaşa şimdiden girmişti... O zaman neye direniyordu? Ölmeyi istiyorsa neden hala yaşıyordu? Aslında bizim gibi o da bilmiyordu bu sorunun cevabını. Belki de onu yeniden kazanabilirim umudu içindi, yaşamayı seçmesi. Zor bir ihtimaldi belki de ama herşeye değerdi. Kimse bilmiyordu içinde kopan fırtınaları, yaralandığını, savunmasız olduğunu. Dayanabilir sanıyorlardı oysa o çoktan yenilmişti. Gözyaşları yağmurla birleşip adeta göl oluşturmuşlardı. Saçlarında sanki bir ayrilik ezgisi dolaşıyordu. Kimdi? Neden böyleydi? Neler yaşamıştı hayatın ve gerçeğin soğukluğunda... Sevginin güzelliğini çoktan unutmuştu. Çok denemişti ondan sonra ama olmamıştı. Yapamamıştı. Kimdi onu bu kadar yaralayan? Yakalanamayan bir yüz mü yoksa bir ses mi? Ondan gelecek tek bir haber bile yeterdi yaşamasına. Zaten bunun için yaşamıyor muydu? Tek bir ses her şeyi yapmasına yeterdi. Gel dese gelir, öl dese ölürdü. Yağmur bir anda dinince, ilişkilerininde bir anda böyle nedensiz ansızın bitivermesini hatırladı. Hayatında ilk defa mi seviyordu? Yok ikinci kez. İlkinde aşık olmuştu ama ikinci de tutulmuştu. Değişik bir sevgiydi onunki. Hem seviyor hem de nefret edebiliyordu. Yüreğinde iki zıt duyguyu aynı insan için besleyebiliyordu. Özlemi giderek artıyordu tıpkı denizin duvara hırçınca çarpması gibi özlemleri de kendisine çarparak büyüyordu. Buna bir türlü engel olamıyordu. Delicesine seviyor, delicesine özlüyor, delicesine kıskanıyor ve delicesine kin duyuyordu. Bitmeyen, yoğun duygulardı onun için. Aylardır tek başına sürdürüyordu içinde bu sevdayı. Aslında o bir ölüyü özlüyor ve seviyordu. Ölüden hiç bir farkı olmayan bir erkeğe böyle delicesine bağlanabiliyordu. Ölü biriydi çünkü onun ne sesini duyabiliyordu, ne kendisini görebiliyordu ve her şeyden önemlisi bir kalbi yoktu. Kısa bir süre içinde onu etkilemeyi başarmıştı. Önceleri farketmemişti onu bu kadar çok sevdiğini. Güçlü sanıyordu kendini ama her görüşmelerinde yanan bir mum gibi eriyordu yavaş yavaş. Sonuna kadar yanacağını düşünürken bir rüzgarla söne vermişti mum. Çoktan sönmüştü de nedense dumanı hala daha sürüyordu. Ona yenilmişti ve ona karşı çok zayıftı. Karanlık çoktan çökmüştü ama o hala daha aynı yerdeydi. Bu akşam dolunay vardı gökyüzünde ve yıldızlar her zamankinden daha parlaktı. Oysa o bu güzellikleri göremeyecek kadar yastaydı. Bazen boşversede bu sevgiyi, özlem nöbetleri dinmek bilmiyordu. Birden haykırmaya başladı : "NEDEEEENNN?" Durmak bilmiyordu defalarca haykırdı en sonunda yoruldu ve yere çöküp ağlamaya başladı. Hıçkıra hıçkıra, gözyaşlarına engel olamıyordu. Birden sıcak bir el dokundu omzuna. O sandı birden ve aniden döndü ama o değildi. "Lütfen artık içeri girin"dedi. Ayağa kalktı ve yavaş yavaş yürümeye başladılar içeriye doğru. Geride sadece deniz köpüklü, kollarını iki yana açmış, gel bana dercesine bir kız resmi kaldı deliler hastanesinin o yalnızlık bahçesinde... YASA BÜRÜNDÜ TÜM GECELERYasa büründü tüm geceler. Gök kubbe, yıldızlı ihtişamıyla çöktü aşkımın üstüne, aşkın içinde biçare ruhum enkazında kaldı. Senin varlığınla kurduğum ne kadar toz pembe hayal varsa, üzerine siyah boya kutusu ters gelmişçesine siyaha boyandı. Bir an kaçmayı denedim buralardan, sensizlik alıştığım bir durumdu, sensizliğimde hayalin bir avuntu. Şimdi annesinin en sevdiği vazoyu kırmış bir çocuk gibi suçlu hissediyorum kendimi; seni sevdiğimi söylemekte keşkelerim olmasaydı derken kendi kendime, içim buruluyor. Düşünmeden yapamıyorum; bütün servetlerini ayaklarının altına dökerek sana sahip olmayı düşünen insanlar, sırf kendi egolarını tatmin etmek uğruna her şeyi yapmayı göze alanlar, sana mutluluğu da satın alabilirler mi? Gözlerin cezbedici zenginliğin rengarenk görüntüsüyle boyanır, sen ideallerinden vazgeçip, aşkını üç kuruşa satabilir misin ya da sattırırlar mı? Nasıl canım yanıyor bilemezsin, çakıl taşlarıyla dolu bir alanda top oynarken düşen bir çocuğun derisi yüzülen diz kapağından akan kan gibi yüreğim kanıyor. Yakamozlu gecelerde bir başka hayal ederdim seni, yakamozlu geceler bile şaşkın halime, hayallerim siyahı kadife gibi emdi, korkularım aydınlığa kavuştu, bu gece yarısı sabah olmak bilmez. Olsa ne değişir ki sevgili, sensiz olan her sabah sensizliğin üstüne doğan her güneş, ay benim için. Başlamadan son bulacak sanırım bu aşk hikayesi... Tamamlanamamış bir beste, yarım kalmış bir şiir gibi olmasından iyidir sevgili, başlamadan bitmesi belki her ikimiz içinde en hayırlısıdır. Bunları ben söylüyorum. Savaşmadan yenilgiyi kabul etmeyen bir adamdım halbuki, maneviyatın maddiyata yenilmesine izin vermezdim ben, bana ne oldu böyle bilemiyorum. Bu belirsizlik her geçen gün, yüreğimde daha da şiddetlenen fırtınanın benden bir şeyleri koparıp götürmesine sebep oluyor. Senden, varlığından, gerçekliğinden ve beni hayata bağlayıp, hayallerde seni yaşamamı sağlayan bakışlarından birazcık cesaret alsam belirsizliğe sebep olan bulutları, karanlık dünyanın üstüne güneş gibi doğan o gülüşünle dağıtsan, canımı bile ortaya koyarak savaşacağım ama yoksun işte ve yaşananlardan bihabersin. Şu an yorgun bedeninle masum bir çocuk gibi, melekler gibi uykudasındır, rüya görüyorsun belki de, merak ediyorum sevgili, sende rüyalarında yer veriyor musun naçiz siluetime, sende sevmelerinin en yücesini, aşkların en temizini yaşıyor musun? Seninle yalnız kaldığım o an söyleyebilseydim seni sevdiğimi, sonunun yıkım olacağını bile bile söyleseydim, şimdi böylesine seni kaybetmekten korkuyor olmazdım sevgili. Düşlerime giriyor kaç zamandır; ellerinde paradan oraklarıyla yüreğimde aşkının can suyuyla yeşeren sarı saçlı başaklarındaki her tanesinde aşkımızı gösteren ekinlerimizi yoluyorlar, ikimizi karşılıklı bağlayıp; sıcaklığını bile bilmediğim o pamuk ellerine tütünden bulaşan kolaları alıp gözlerime sürüyorlar, resmen seni bir daha görmemen için gözlerimi dağlıyorlar sevgili. Ben seni olduğun gibi seviyorum, bu insanlarsa bedenini, ruhunu bir eşya misali satın almak için çaba sarfediyor, bunları gördükçe canım acıyor, tüm bu yaşananlardan habersiz olduğunu düşündükçe, boğazıma düğümlenen ne kadar asi kelime varsa haykırmak istiyorum. Senin ağırlığınca altın verebilirler. Ya ben? Kalbimi, yüreğimin sınırlarına sığmayıp beni biçare eden aşkımı, sana hasret sevgimi verebilirim şu an ki sefaletimle...Seni koluna takıp bir süs eşyası gibi taşımayı düşünen bu zenginler gibi paraya boğamam belki ama sevgiye doymanı, aşkla sarhoş olmanı, aşk ateşiyle yanmanı sağlayabileceğim gibi o ateşte seninle yanmayı göze alırım sevgili. Yoruldum, biliyor musun? Zemheri ayazında kalmışçasına üşüyorum sensizliğimde... Bir tarafım para değer vermeyeceğini söylüyor, bir tarafımda fırtınalar koparıyor isimsiz korkularım ve sen hiç birini bilmiyorsun. Dayanması en güç acı bu; evladını yitirmiş bir anne gibi feryat edesim geliyor içimden, acısını yüreğine gömen bir baba gibi sessizce ağlıyorum, damla damla sen düşüyorsun gözlerimden, incinirsin diye korkuyorum. Meydan okurum tek başıma, Kuşatılsa, aşkımı barındıran yüreğim, Kafa tutarım tüm dünyaya, Ölüm gelse keskin kılıcıyla üzerime, Güler geçerim, sen yanımda oldukça, Kalemimden kan damlıyor sanki sensizliğimde seni ölümsüzleştirdiğim şiirlerdeki kelimeler ok olup yüreğime saplanıyor yokluğunda ve ben seni öylesine çok özledim ki, ne zaman özlemimi yazmaya kalksam kelimeler kifayetsizleşiyor. Tıpkı sensiz hayatın kifayetsizleştiği gibi. Hayallere bakarsan sevgili; zaman vuslata beş varı gösteriyor, gerçeklere bakarsan vuslatımız imkânsızlaşıp, aşkımız efsaneleşiyor ve şu an ben sensizliğimde; hayalinle, yalnızlığımla, aşkımla gece yarılarının zifiriliğini yaşıyorum. Bir hücrede mahkum nasıl hasretse güneşe, bende gerçekliğine öyle hasretim sevgili. Ne olur gittiğin o uzun yollardan geri dön ve seni göreyim gün yüzüyle, daha fazla sensizliğe dayanamayacak bu yürek... Dayanamıyorum, yüreğime gömmek istemiyorum seni, gerçekliğinin başka birine ait olduğunu ve kendini onlara sunduğunu düşünmek istemiyorum. Eğer ki maddiyatı seçerse o yüreğin, işte yıkım o an olur benim için, o an aşkın enkazının altından cesedim çıkar, yatalak olur biçare ruhum, sensizliğimde değil ama bir eşya değerinde başka birine aidiyetinde ben, sen var oldukça yok olurum sevgili. Sessiz feryatlarımı duy gece yarısı, ikimizde uyanığız bak, rüzgar kokunu getiriyor bana, çığlıklarımı da sana getirsin ve yağmur yağsın yarın sevgili, belki o yağmurla bana gelirsin. Seni seviyorum. KİMSE BİR DAHA ACITMAYACAK İCİMEAlışsaydım farklı olurdum inan, alışsaydım sensizliğe daha mutlu olurdum. Ama değilim, yanıyor içim. Ve hiçbir yağmur söndüremiyor bu yangını... Bir umut bekliyorum kendi kendine sönsün diye. Ah anlasaydın beni, ah bilseydin seni ne kadar çok sevdiğimi. Şimdi yanan, yüreğim değil aşk ateşi olurdu. Vazgeçtim beklemekten gelmeyeceksin. Ne acı bir gerçek. Kimi koyayım yerine kiminle avutayım kendimi? Kimi sen sanayım da sarılayım boynuna? kimin dudaklarını öpeyim? kimin elerinin sıcaklığını hissedeyim? Bu kadar acımasız olmamalıydın yar, Ben seni böyle tanımamıştım çünkü. Kocaman bir yüreğin vardı ben o yürekte olduğum için şanslıydım. Çok seviyordun beni ya da ben ÖYLE SANIRDIM. Hiç bitmeyecek diye düşünürdüm, öyle ya büyüktü bizim aşkımız, özeldi. Hayatta iyi ya da kötü ne varsa hep birlikte paylaşacaktık, birbirimiz için yaşayacaktık. BAŞKALARI İLE MUTLU OLMA İHTİMALİ AKLIMIZDAN BİLE GEÇMEZDİ. Yolumuzu aşkımız aydınlatacak biz o yolda yürüyecektik hiç durmadan. Derken, seni kendine bağlayan o yürek kayboldu birden... Şimdi yüreğinin yerinde bir taş var, yoksa bu kadar vurdumduymaz olamazdın... Her giden bahanesini yaratır her giden acımasızdır, ama sana konduramıyorum bunu. Kim bilir, belki de sensizliğe kendime konduramıyorumdur. Bu yüzdendir haykırışım. Alışılmıyor, sensizlik kabullenilecek bir şey değil. Acım büyüyor bu yüzden. Her acı geçer biliyorum ama niye bu kadar uzun sürdü bu sefer. Niye y arı ölü gibiyim hala? Her şeyde seni arıyorum lanet olsun'' Madem gidecektin söylemeliydin bana sensizliğe nasıl dayanılacağını. İnsanın yüreğinin yarasını atıp gitmesi mümkün değil ki ben yapamıyorum sen yap hadi. Son kez gel yanıma, çıkar yüreğimi yerinden yada al götür nereye istersen. At bir kenara öyle kalsın... Yok, yok kendi kendine de sönmeyecek bu yangın. Ben yaşadıkça yanmaya devam edecek içten, içten. En azından bir tesellim var... Bundan böyle hiç kimse yani bir yangın başlatamayacak yüreğimde, bir daha yaralayamayacak beni. Acım o kadar derin ki, kimse bir daha ACITAMIYACAK İÇİMİ... |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|